Güneşli Bahçe “Güzel Ve Çirkin” ~ Altıncı Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel Ve Çirkin” ~ Altıncı Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin”

6.Bölüm

Günler geçiyordu ve her geçen gün birbirimize daha çok yaklaşıyorduk, zamanla O’nun da bana alıştığını ve beni kaybetmekten korkmaya başladığını hissediyordum. Aramızdaki etkileşim sıcacık bir hal almış, hem arkadaş, hem dost, hem sevgili olmuştuk. Birbirimize hiç dokunmadan birbirimize bağlanmış, gözlerimizle milyonlarca şey anlatır olmuştuk birbirimize.

O’na Ali diyordum, O da bana Hayat. Daha fazlasını hiç merak etmemiştik.

Merak etmemiştik ya, Ali bir gün bana bu kocaman ve huzur dolu evde neden yalnız yaşadığını anlatmaya karar verdi;

“Karımdı, çok seviyordum, bir başkasına âşık olduğunu söyledi ve çıkıp gitti hayatımdan” dedi, “Giderken oğlumuzu da beraberinde götürdü ve altı senedir onlardan hiç haber almadım. Gittiklerinde yapayalnız kalmış ama onları hiç aramamış, sormamıştım. Nereye gittikleri ve ne durumda olduklarıyla ilgilenmemiştim. Arkadaşlarımla görüşmeyi bırakmış, aileme sırtımı dönmüş ve kimseyle görüşmeyi kabul etmemiştim. Önceleri çok ısrar ettiler, çok uğraştılar beni kendime getirmek için, sürekli ziyaret etmek istediler ama ben kapıları hep kapattım, şu bahçe kapısına kilit vurdum, telefon, televizyon gibi bütün haberleşme cihazlarını yok ettim ve kendimi buraya hapsettim.”

Anlatırken derin bir nefes çekti içine ve gözlerime baktı, ama gözlerinde hüzünden çok mutluluk vardı.

“Ve sonra bir gün kapının kilidini açtım, birisi gelirse içeri girip beni bulabilsin diye, yalnızlıktan o kadar yorulmuştum ki, sıcacık bir nefese o kadar çok ihtiyacım vardı ki, Sen geldin Hayat” dedi, “Ben çağırdım ve Sen de beni hiç bekletmeden geldin.”

Dinlerken kendimi tutamamış, ağlamaya başlamıştım, o kadar sıkı sarıldı ki bana, beni asla bırakmayacağını oracıkta anladım. Çünkü hayatlarımızın en zor anında birbirimizi bulmuş, birbirimizle huzura kavuşmuştuk.

Geldiğim gün odada gördüğüm yağlıboya kadın portresinin ve yanındaki oğlan çocuğunun kim olduğunu artık biliyordum.

En güzeli de Ali’nin hikâyesini bana anlatırken gözlerine hiç hüzün gelmemiş olmasıydı, sanki o günlerden eser kalmamıştı, şimdi her şey doğru ve düzgün bir şekil almış, geçmiş bir hataymış gibi bakıyordu gözlerime.

Başım omuzlarında, ıslak gözlerimi kapattım, birbirimize sımsıkı sarılarak eve doğru yürümeye başladık, yürürken de vücutlarımızın alev aldığını hissediyor, daha çok yaklaşıyordum ona, ta ki içine dolup onunla tek vücut olana kadar…

~~~

Hakkında Şebnem Kartal İşseven

hayatına Güneş doğmuş şanslı bir kadın

Yoruma kapalı.

Scroll To Top