Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin” ~ Dördüncü Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin” ~ Dördüncü Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin”

4.Bölüm

“Kardeşimi, annemi ve babamı yedi yaşımda, bir kazada kaybettim, anneannem ve dedemle büyüdüm ben. Dedem çok sinirli bir adamdı ve ona göre her şey günah, her şey yasaktı. Bana sinirlendiği zamanlarda anneannem beni korur, kollardı. Anneannemi sever, dedemden ise nefret ederdim. Çok geçmeden evden ayrılmaya karar verdim ama henüz yaşım çok küçük olduğu için yapamadım, 17 yaşıma geldiğimde annemden kalan tüm değerli eşyaları toparlayıp evden ayrıldım. Tabi tüm bunları yaparken bana her konuda destek olan ve benden yaşça büyük bir sevgilim vardı. Okuldan bir arkadaşımın arkadaşıydı. Yakışıklı, düzgün bir çocuktu ama sinirli, içine sığmaz bir yapısı vardı. Bazen ondan çekiniyordum ama genelde eğleniyor, iyi vakit geçiriyor, geleceğe dair planlar yapıyorduk.”

Anlattıklarımdan yorulmuş, derin bir nefesle birlikte kahvemden de kocaman bir yudum almıştım, devam ettim;

“İstanbul’da kalmanın doğru olmayacağına karar vermiş, İzmir’e gitmiştik, ama oralarda çok fazla kalamadık, oraya gittiğimizden kısa bir süre sonra Onur huysuzlanmaya, mutsuz olmaya ve beni de mutsuz etmeye başlamıştı. 1-1,5 sene sonra İstanbul’a geri dönmüştük. Anneannemi birkaç kez arayıp iyi olduğumu söylememe rağmen onu görmeye hiç gitmemiş, hastalandığını ve öldüğünü telefona dedem çıkıp “senin yüzünden” dediğinde öğrenmiştim. Sanki tüm dünya üzerime geliyor ve tüm mutsuzlukların sebebi benmişim gibi hissettiriyordu yaşadıklarım. Korkmaya, uykumdan uyanmaya ve huzurumu tamamen yitirmeye başlamıştım. Onur artık zor kullanmaya, bana bağırmaya hatta hakaret etmeye başlamıştı. Uzun süredir madde bağımlısı olduğunu anlamam epey zaman aldı. Beni içine çektiği hayatta en azından buna bulaşmadığım için kendimi şanslı sayıyor, ondan koşarak kaçmak istiyor ama onu bir türlü bırakamıyordum.”

Bütün hayatımı bir çırpıda anlatırken ona sadece başımdan geçenlerin ufak bir özetini çıkarmak üzere lafa başlamış, ama içimden gelen, aklıma gelen her şeyi yalansız anlatmaya başlamıştım. Dinlenmek için başımı ellerimin arasına aldığımda mutfağa gitti, pencereden dışarıyı seyredip sakinleştim. Gemiler geçiyordu masmavi gökyüzünün altından, tablo seyreder gibi izliyordum bir zamanlar terk ettiğim İstanbul’u. Aslında sandığımdan ve tanıdığımdan daha güzeldi gördüğüm tablo. Kendimi bıraktım, gözlerimden yaşlar akmaya başladı, tutmadım, saldım bu sefer ne var ne yoksa, sanki senelerdir tuttuklarımı akıtıyordum, sıcaktı gözyaşlarım, yanaklarımdan boynuma süzülüyordu. Ne kadar zaman sessizce oturup ağladım bilmem, elinde bir tepsi ve iki ince belli bardakta tavşankanı çay ile girdi odaya, gözlerine baktım, hüzünlüydü ve her zamanki gibi huzurlu.

“Sıkıldıysan” dedim, eliyle ağzımı kapattı, sıcacıktı, kupkuruydu elleri, sanki daha önce hiç böyle sevgiyle dokunmamıştı kimse dudaklarıma, dokunmayı bırakmasını hiç istemedim ama o usulca çekti elini, çayımı sehpanın üzerine bıraktı, kendi çayını alıp oturdu karşıma, baktım, devam etmemi bekliyordu, yeniden başladım anlatmaya. Çok yorulmuştum yine de her şeyi anlatıp bitirmek istiyordum içimdekileri.

~~~

Hakkında Şebnem Kartal İşseven

hayatına Güneş doğmuş şanslı bir kadın

Yoruma kapalı.

Scroll To Top