Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin” ~ İkinci Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin” ~ İkinci Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin”

2.Bölüm

Bir sabah ilkbaharın en güzel yaşandığı günlerden birinde, bahçeye hazırlamıştı kahvaltıyı. O güne kadar hiç çıkmamıştım eşikten. Dışarı çıktığımda aylar evvel kapısını araladığım bahçenin içinde olduğumu fark ettim. Kuş sesleri içime doldu, oksijen yaktı burnumu tıpkı ilk geldiğimde olduğu gibi. Yine yemyeşil kokuyordu her yer.

“Kahvaltı hazır.” dedi.

“Ben de hazırım.” dedim.

Bu sabah benim için çıkardığı kum beji elbiseyi giymiştim üzerime. Saçlarımı taramış, elbisenin aksesuarlarını takmış, bir prenses gibi inmiştim yanına. Kafasını kaldırıp beni eşikte gördüğünde yüzünde kocaman bir tebessüm belirmişti, yanağındaki gamzesini ilk defa o zaman fark ettim. Kendimi prenses gibi hissediyordum, uçuş uçuştu eteklerim, kalbim her zamankinden daha hızlı çarpıyordu şimdi.

Kuş ve böcek sesleriyle dolmuştu kulaklarım, tüm hücrelerime işlemişti temiz hava. Mis gibiydi her yanımız, buğusuz, pussuz ve berraktı.

Ihlamur Kasrı’nı anımsadım, çok küçükken annemle gezmiştik oralarda. Bahçesine girdiğim andan itibaren hayallerle dolardı içim, uzunca bir müddet çıkamazdım tesirinden, hayal ülkesinin küçük prensesi gibiydim o zamanlar, ben de tüm kız çocukları gibi kendimi en güzeli, en şanslısı zannederdim, anneler öyle zannetmemizi sağlardı çünkü.

Şimdi gerçeğini yaşıyor gibiydim, sanki sadece biz vardık, bir de huzur dolu bir sessizlik içinde doğanın sesleri. Yorgun hissettiğim tüm hücrelerimin dinlendiğini, huzur bulduğunu hissettim. Onun yanında her şey duruyordu, zaman yavaş akıyordu sanki. Ömrümü bu şekilde geçirebilirdim. Hiçbir şey sormadan, sorgulamadan…

Peki, bu limanda ömrümü sonlandırabilir miydim, bu mümkün müydü?

Düşüncelere dalmış, donakalmıştım, elini omzumda hissettiğimde aynı anda sesiyle de kendime geldim, “oturalım mı, bize kahvaltı hazırladım.” Sandalyemi çekti, tebessüm ederek oturdum, o da karşıma geçip oturdu.

Normalde minik minik didikleyerek yerdim tabağımdakileri, ama şimdi masadaki her şeyi önümden alacaklarmış gibi yiyordum, O ise çenesini avuçlarının içine oturtmuş beni seyrediyordu, utanmam gerekirdi, ama utanmadım, o kadar rahattım ki yanında, o kadar kendim gibi…

Çok mutluydum. Şımarık bir kız çocuğu gibi hissetmemi sağladığı için, yaşayamadığım çocukluğuma izin verdiği için belki de…

“Bitmesin, bitmesin, bitmesin” diye tekrarlıyordum sessizce, dudaklarımı oynattığımı fark etmiş olacak ki, “Bitmeyecek” dedi, “Bit me ye cek.”

~~~

Hakkında Şebnem Kartal İşseven

hayatına Güneş doğmuş şanslı bir kadın

Yoruma kapalı.

Scroll To Top