Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin” ~ Üçüncü Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin” ~ Üçüncü Bölüm

Güneşli Bahçe “Güzel ve Çirkin”

3.Bölüm

Son zamanlarda yaşadıklarım, hiçbir şey için geç olmadığını göstermişti bana aslında. Ömrümün en huzurlu ve en sakin dönemini yaşıyordum. Sabah uyanma telaşı olmadan erkenden gözlerimi açıyor ve pencereme gidip dışarıdaki havanın neredeyse hepsini içime çekip yutkunuyordum. Meğer tasalanmadan yaşayabilmenin de yolları varmış, meğer bu hayatta olabilecek en basit şeymiş bu diye düşünmekten kendimi alamıyordum.

Otuz yıllık hayatımın geri kalanını burada, bu adamla geçirmek için ne yapmam gerekiyordu diye sorgulamaya, huzurumu kendi kendime zedelemeye, yok etmeye başlamıştım. Aklımdan geçenleri dilime dökmekte zorlanıyor, huzursuzluğumu istemeden de olsa bakışlarıma ve hareketlerime yansıtıyordum.

Üzerimi değiştirip salona geçtim, çoktan uyanmış, pencerenin önünde yerini almıştı, kahve kokusu tüm salonu sarmıştı. Beni fark etmesini beklerken her zamankinden çok daha hızlı kaldırdı kafasını ve kocaman gülümsedi bana.

“Günaydın, gelsene” dedi yanındaki koltuğu gösterirken.

Minicik adımlarla yürüdüm, her zamankinden daha yavaş, daha sakin. Onun kahvesini alıp iki elimle sıkı sıkı kavradım, yüzüme derin derin bakıp neler oluyor der gibi gözleriyle sorguladı beni ya da ben artık konuşmak istediğimden öyle algıladım. Bilmiyorum.

“Neyin var” dedi.

“Bilmiyorum, kafam karışık” dedim.

“Anlatsana” dedi.

O kadar naif, o kadar güzeldi ki ses tonu, zaten insanın ona anlatası, onu dinleyesi geliyordu.

“Ne kadar daha sürecek bu huzur, ne kadar daha kalabilirim yanında hiçbir şeyi sorgulamadan” dedim. Gözlerinin içine içine bakıyordum, sanki söylediklerinden değil, bakışlarından çıkaracaktım hissettiklerini. Bana ‘git’ demesinden korkuyordum. Onunsa gözlerinin için gülüyordu, hiç endişe, telaş yoktu, her zaman olduğu gibi bakıyordu, sevgi dolu, huzur dolu.

“Ben hiç sormadan ve sorgulamadan da yaşayabilirim, sen ne anlatmak istersen onu dinleyebilirim, ama istemiyorsan bana yalan söyle, ona da inanırım” dedi.

Nasıl oluyor da bu kadar sakin olabiliyordu, nasıl merak etmeden, sorgulamadan yaşayabiliyordu anlayamıyordum. Hayatım boyunca her şeyin bir başı ve bir sonu olduğunu görerek, dünü ve yarını düşünerek yaşamış, çoğu zaman bugünü kaçırmıştım. Şimdi birisi karşıma geçmiş ‘boşver’ diyordu, ‘her şeyi boşver ve bugünü yaşa’.

O gün bahçede ben de hazırım dediğimde bana birçok soru sorup beni yargılayacağını sanmıştım, ama o hiçbir şey sormadan sohbet etmişti benimle, bugün yine aynısı oluyordu, sormuyordu, merak etmiyordu, bu da benim daha çok huzursuz olmamı sağlıyordu, bir şeyler sorsun, sorgulasın, içimizdekileri döküp rahatlayalım istiyordum.

Yalan söylememe bile karşı koymayacak bir adama ne anlatabilirdim ki, düşüncelere daldığımı görünce;

“Düşünmek yerine söylersen daha kolay olur, hem ben ne düşündüğünü anlamaya çalışmam, hem de yanlış anlama ihtimalim ortadan kalkar” dedi.

Gülümsedim, söylediği her şey beni rahatlatıyordu.

“Ben istemediğim bir hayat yaşıyordum” deyiverdim, sonrası kendiliğinden döküldü dudaklarımdan…

~~~

Hakkında Şebnem Kartal İşseven

hayatına Güneş doğmuş şanslı bir kadın

Yoruma kapalı.

Scroll To Top