“kendime ait bir odadan bildiriyorum” ♡

“kendime ait bir odadan bildiriyorum” ♡

bazı yazılar çok güzel

“Kendime Ait Bir Odadan Bildiriyorum”

■ Metazori kabullenmemizi bekledikleri korkunç bir tanım var: “Yalnızlık asosyalliktir, asosyallik kötüdür.” Niyeymiş? Yalnızlığı asosyalliğe, asosyalliğiyse bir zaafa denk tutan bu ezber, birçok insana şizofrenik çelişkiler yaşattı. Yalnızlık ne çok kötülendi… Bu ana akım önyargıyı var gücümle reddediyorum ve yalnızlığı övmek istiyorum. Çünkü görüyorum ki zorlama bir çabayla mekânları, sokakları, hattâ sosyal medyayı tıkabasa işgal eden dev bir insan kalabalığı, kalabalığa karıştıkça kimliksizleşip hırçınlaşıyor. Başkalarının ilgisi veya ilgisizliği üzerinden kendilerine yetemez bir noktaya vardıklarındaysa sonuç: Varoluşsal boşlukduygusuyla gelen depresyonların en keskini… Ne acayip.

■ Yalnızlığa tahammül edebilen insanlara gelince… Suratlarında gizli-saklı, derinlikli, sulh dolu çizgiler oluyor. Bazılarının yüzlerinde yer yer bir hüznü andıran şekilde ortaya çıkan bu anlamlı, gizli-saklı ifadeyi görebiliyorsan eğer, yalnızlığın terbiye ettiği ve en çok da sosyalleşmene yarayacak türden bir empati kurabilme yeteneğin çoktan hâsıl olmuş demektir: Bu, tüm hayatını şekillendirebilme gücü taşıyan bir ‘kendine yetebilme ayrıcalığı’ olduğu gibi, aynı zamanda bir tür ‘insan tanıma jokeri’dir.‘Yalnızlık eğitimi’nden geçerek bu sezgiye kavuşan insanların ruhları, güzel dudaklara güzel kulaklar olur; güzel kulaklaraysa güzel dudaklar… Dinlemeyi ve sarılmayı en iyi bilen insanlar, bu insanların arasından çıkar.

■ Herhangi bir mekânda, herhangi bir zamanda… Evli çiftleri oluşturan bireyler de dahil herkes, tek başına, fişi tamamen çekip, bazen saatlerce, bazen de günlerce ‘yalnız kalabilme hakkı’na sahip olabilmeli. Yalnız kalmak istiyorum cümlesini duyup da bunu bir hakaretmiş gibi algılayanlarsa, burunları sürte sürte anlayacaklar: Yalnızlık herkes için değerli ve gereklidir. Egosantrizm değildir bu; yalnızlık, ‘kendini dinleme imkânın dahilinde her şeyi her zamankinden de fazla sevebilmek için bir iştah tazeleme diyetine girmek’tir. Asıl bencillikse, bu hürriyeti talep eden herhangi bir insana ilgi delisi bir aşırılıkla karşı çıkarken, onu kalabalığa mecbur kılmaya çalışmaktır.

■ Bu noktada, aklıma bir kitap adı geliyor: Kendine Ait Bir Oda.Feminizmin el kitabı muamelesi gören bu Virginia Woolf kitabı, esasen, -kadın/erkek fark etmez- herkes için ‘kendi ayaklarının üstünde dur’levhasıdır. Adını okuduğumda dahi ferahlıyorum, dilime takılıyor; tekrar ediyorum: Kendine ait bir oda… Sadece buna sahip olunca bile, ritmini aksatıp kimyanı bozan, acele ettirirken hep geç bıraktıran o anonim kalabalıktan sıyrılarak, yaratıcı, özgün, sakin ve hür gücüne kavuşuyorsun. Sevmek ve sevilmek dahi, bir talepkârlık veyahut esaretmeselesi olmaktan, kendine ait bir oda sayesinde çıkıyor. Ne diyorduJosé Saramago? Sevmek, sahiplenmenin en güzel yoludur herhalde; sahiplenmekse, sevmenin en çirkin yolu.”

Ozan Önen

http://amatorolarakseninleilgileniyorum.com/

Hakkında Şebnem Kartal İşseven

hayatına Güneş doğmuş şanslı bir kadın

Yoruma kapalı.

Scroll To Top