Pembe Hikâye

Pembe Hikâye

Artık çok yaşlanmıştı, elleri benekli ve pamuk gibiydi, dudaklarında engel olamadığı bir tebessüm, yüreğinde sessiz bir hüzün ve gözlerinde derin bir hasret vardı.

Düşüncelerle yoğunlaşmıştı bugün benliği, sanki daha önce hiç böyle yapayalnız kalmamıştı.

Hayat arkadaşını kaybedeli bir ömür geçmişti sanki, çocukları evden taşınalı, torunları görmeyeli yıllar geçmişti.

Denize bakan evinin, çiçeklerle ve ağaçlarla dolu bahçesinden dışarıyı seyrediyordu şimdi.

Çocuk sesleri geliyordu sahilden.
Yan komşusunun çiçekleri suladığını fark etti, demek ki saat 3’ü geçmişti, ne de olsa güneş varken çiçekler sulanmazdı.

Herşey normal gibiydi, içindeki hislerin nedenini anlayamadı, kafasını dağıtmak istiyordu, radyoyu açtı.

Radyoda Ayna’nın Yağmur Ne Güzel Yağıyor adlı parçası çalıyordu, gözleri doldu, birden derinlere gömdüğü herşeyi hatırlamaya başladı,

Yağmur ne güzel yağıyor
Rıhtımsız kumsallar gibi
Yağmur ne güzel yağıyor
Sakın sorma neredeydin kaç zamandır
Dur sorma özledim seni
Yağmuru dinle damla damla yüreğinde
Sessizce sarıl boynuma

Özlemin yanardı gecelerde
Çok uzak soğuk şehirlerde
Şarkılar söylerdim aşkımıza
Aşığım sana aşığım hala

Terk edildiği geceyi, gözlerini açtığı çimenleri (#yeşilhikâyeler), ölmek için sulara gömüldüğü günü (#mavihikâyeler) hatırladı.

Onu hayat arkadaşı kurtarmıştı denizden, ona hayal bile edemeyeceği bir hayatı yaşatmış, gülümsemesini sağlamıştı.

Ona hayatını hediye etmişti sanki. O da kıymetini bilmiş, onu hiç incitmemişti.

Ama bugün yapayalnızdı, içi acıyordu.

Sandalyesine oturup gözlerini yumdu, eskiye çok eskiye, pembe hayaller kurduğu geçmişine doğru tatlı bir yolculuğa başladı.

#5güne5renk

#pembehikâyeler

Hakkında Şebnem Kartal İşseven

hayatına Güneş doğmuş şanslı bir kadın

Yoruma kapalı.

Scroll To Top